HEMOGRAM TESTİ NEDİR?

hemogram-tupHemogram testi tam kan testi anlamına gelen ve hastaneye başvuran hastaların çoğundan doktorlar tarafından yaptırılması istenen kolay bir testtir.

Hemogram testi için hastadan özel bir tüpe kan alınır ve labotaruvara gönderilir. Hemogram testi kısa zamanda sonuçlanan bir testtir ama çalışılan laboratuvarın yoğunluğuna göre sonuçlar 2-24 saat içinde hastaya verilir.

Hemogram testi sonuçlarına baktığınızda bir çok kısaltma ve karşılarında bir çok sayılar görürsünüz. Aşağıda gördüğünüz örnek hemogram test sonucu üzerinden bu kısaltmaların ne anlama geldiğini anlamaya çalışalım.

hemogram-son2WBC: İngilizce white blood cell kısaltması olan WBC beyaz küre anlamına gelen lökositlerin sayısını gösterir.  WBC normal değeri  4000-11000/mm küptür.

WBC değerinin yüksekliği:

-Sistemik ve lokal enfeksiyonlarda

-Lösemide

-Miyokard enfarktüsü

-Gebe ve sigara içenlerde görülebilir.

WBC düşüklüğü:

-Aplastik anemide

-Viral enfeksiyonlarda

-Lösemide

-Miliyer tüberkülozda görülebilir.

NE %: Nötrofil yüzdesini gösterir. Nötrofil WBC hücrelerinin bir parçasıdır.

ALYUVARLAR VE AKYUVARLAR ARASINDAKİ FARKLAR NELERDİR?

Nötrofiller vücuttaki enfeksiyonla savaşan hücrelerdir ve bakteriyel kaynaklı olan enfeksiyonlarda artar. Nötrofil sayısının artmasına nötrofili denir.

Nötrofil sayısının azalmasına nötropeni denir. Kanser tedavisinde ve genetik olarak sayıları düşük olabilir.

LY %: Lenfosit yüzdesini gösterir. Lökosit hücrelerinin bir türüdür. Lenfosit yüksekliğine lenfositoz denir. Lenfositler; kronik enfeksiyolarda, viral enfeksiyonlarda, lösemi, lenfoma ve bazı endokrin hastalıklarda artar.

Lenfosit düşüklüğüne ise lenfopeni denir. Lenfopeni; aplastik anemi, AIDS, viral hepatitler, tüberküloz, kanser tedavisi gibi durumlarda görülebilir.

MO %: Lökositlerin bir diğer türü olan monositlerin yüzdesini gösterir. Monosit sayısının yükselmesine monositoz denir ve parazit enfeksiyonları, bakteri enfeksiyonları, tüberküloz, lösemi ve lenfoma gibi hastalıklarda yükselebilir. 

EO %: Eozinofiller bir diğer lökosit türüdür. Eozinofil yüksekliğine eozinofili adı verilir. Eozinofili; alerjik hastalıklar, bazı deri hastalıkları, paraziter hastalıklar, kollajen doku hastalıkları, böbrek hastalıkları gibi durumlarda görülür.

Eozinofil sayısının düşük olmasına eozinopeni denir. Enfeksiyonların erken evresi, alerjik şok, stres sonrasında eozinofil sayısı düşebilir.

BA %: Bazofil yüzdesi anlamına gelmektedir. Bazofiller de lökositlerin bir türüdür. Lösemi, Hodgkin hastalığı, hipotiroidi gibi durumlarda yükselir. Akut romatizmal ateş, stres, pnomoni gibi durumlarda düşer.

RBC:  İngilizce red blood cell, kırmızı kan hücreleri anlamına gelen bir kısaltmadır. Kırmızı küre (alyuvar) veya eritrosit olarak adlandırılan hücrelerin sayısını gösterir. Kırmızı kan hücrelerinde azalma şu durumlarda görülür:

-Anemiler (demir eksikliği, B12 vitamin eksikliği, hemalotik anemi)

-Kanama

-Travma, yanık

-Metabolik hastalıklar

-Kronik enfeksiyonlar

Kırmızı kan hücrelerindeki artış ise şu durmlarda görülür:

-Akciğer ve kalp hastalıkları

-Susuz kalma

-Polistemi vera

-Böbrek rahatsızlıkları

Hgb: Hemoglobinin kısaltmasıdır. Hemoglobin hakkında bilgi almak için aşağıdaki yazımızı okuyabilirsiniz.

HEMOGLOBİN NEDİR?

Hct: Hematokritin kısaltmasıdır. Eritrositlerin hacminin toplam kan hacmine oranıdır. % olarak belirtilir. Hematokrit değeri yüksek rakımlı yerlerde yaşayanlarda, egzersiz sonrası, polistemide, yanık ve aşırı kusma durumlarında yüksek çıkar.

Hematokrit değeri anemilerde düşük çıkar.

MCV: Mean corpuscular volume kısaltması olup ortalama eritrosit hacmi anlamına gelir. Eritrositlerin ortalama büyüklüğünü gösterir. MCV yüksekliği eritrositlerin ortalamadan büyük olduğunu gösterir ve makrositer anemilerde görülür. Makrositer anemi; folik asit eksikliği, B12 vitamin eksikliği, hemolitik anemi, karaciğer hastalığı, aplastik anemi gibi durumlarda görülür.

MCV düşüklüğü; eritrositlerin normalden küçük olduğunu gösterir ve mikrositer anemi olduğunu gösterir. Mikrositer anemi, demir eksikliği, talasemi, kurşun zehirlenmesi, B6 vitamin eksikliği ve kronik hastalık gibi durumlarda görülür.

MCH: Mean corpuscular hemoglobin’in kısaltması olup ortalama eritrosit hemoglobinini gösterir. Büyük hacme sahip eritrositler yüksek MCH, düşük hacimli eritrositler düşük MCH değerine sahiptir.

MCHC: Mean corpuscular hemoglobin concentration kısaltması ortalama eritrosit hemoglobin konsantrasyonu anlamına gelir. 

RDW: Red cell distribution width kısaltması olup Türkçe kırmızı kan hücrelerinin dağılım genişliği anlamına gelir.

RDW değerinin MCV ile birlikte değerlendirilmesinde fayda vardır. Demir eksikliği anemisi ile talasemiyi ayırt etmede bu iki test kullanılabilir. Demir eksikliğinde RDW değeri yüksekken,talasemide normaldir.

Plt: Plateletin kısaltması olup trombosit sayısını gösterir. Trombositler pıhtılaşmada rol oynarlar. Eksikliğinde kan pıhtılaşması gerektiği gibi olmaz ve kanamaya eğilim olur.  Trombosit yüksekliği bazı anemilerde, polistemide, kanser, iltihabi ve alerjik hastalıklarda görülebilir.

MPV: Mean platelet volume kısaltması olup ortalama trombosit hacmi anlamına gelir. Plt değerleri ile birlikte değerlendirilmelidir. Normal değerleri 7.5-11.5 fl’ dir (femtolitre). Femtolitre 1 litrenin 1015’te biridir.

MPV yüksekliği şeker hastalığı, kan kanseri, kemik iliği rahatsızlıkları gibi durumlarda görülür.

MPV düşüklüğü ise iltihabi hastalıklar, böbrek yetmezliği ve bazı ilaçların yan etkisi olarak görülür.

Pct: Platetet crit kısaltması olup plateletlerin yüzdesini gösterir. Plt, MPV değerleri ile birlikte değerlendirilip tek başına bir anlamı yoktur.

PDW: Platelet ditrubution width kısaltması olup platelet dağılım aralığını gösterir. Pıhtılaşma bozukluklarını gösterir,tek başına anlamlı değildir.

PLCR: Platelet large cell ratio kısaltması olup büyük hücreli trombositlerin normal trombositlere oranını gösterir. Tek başında değerlendirmek anlamlı değildir.

Bu yazının faydalı olduğunu düşünüyor musunuz?

Sonuçları Gör

Yükleniyor ... Yükleniyor ...

Bunu da Okuyun

KARDİYAK MARKERLAR NELERDİR?

Kardiyak markerler (markır), kalp hasar gördüğünde veya streslendiğinde kanın içine salınan maddelerdir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.